У нас вы можете посмотреть бесплатно 60.000 Askere Karşı 'DELİCE' Karar — İsmet Paşa'nın Yunan Ordusunu BİTİREN Planı или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
60.000 Askere Karşı 'DELİCE' Karar — İsmet Paşa'nın Yunan Ordusunu BİTİREN Planı On dokuz Temmuz bin dokuz yüz yirmi bir. Kütahya. Türk karargâhı. İsmet Paşa haritaya bakıyordu. Önünde kırmızı oklar vardı. Yunan okları. Her biri Ankara'ya doğru. Her biri içeri giriyordu. Fevzi Paşa yanındaydı. "Paşam, Yunanlılar altmış bin askerle geliyor. Bizim burada sekiz bin." "Biliyorum." "Kütahya'yı tutabilir miyiz?" İsmet Paşa uzun süre cevap vermedi. Baktı haritaya. Sonra baktı Fevzi Paşa'ya. "Hayır," dedi. "Tutamayız." Fevzi Paşa dondu. İsmet Paşa "hayır" diyordu. İnönü'de iki kez kazanmıştı. İmkansızı mümkün yapmıştı. Ama şimdi "hayır" diyordu. "O halde... ne yapacağız Paşam?" İsmet Paşa gülümsedi. O tehlikeli gülüş. "Yapacağız Fevzi Paşa. Ama o şeyi henüz söylemeyeceğim. Çünkü Yunanlılar dinliyor. Casuslat her yerde." "Paşam—" "Şimdilik şunu bil. Kütahya'dan geri çekileceğiz. Eskişehir'e. Sonra oradan da çekileceğiz." "Geri çekilme mi?" Fevzi Paşa'nın sesi yükselmişti. "Paşam, bu... bu yenilgi demek!" İsmet Paşa döndü ona. Gözleri sertti. "Hayır Fevzi Paşa. Bu kazanmak demek. Ama farklı şekilde kazanmak." Aynı sabah. Yunan karargâhı. Eskişehir yakınları. General Papoulas haritaya bakıyordu. Gülümsüyordu. İki kez İnönü'de kaybetmişti. Üç ay önce. İsmet Paşa'ya. İki kez. Ama şimdi farklıydı. Şimdi altmış bin askeri vardı. Modern topları vardı. İngiliz desteği vardı. "Beyler," dedi subaylarına. "İnönü bitti. Artık Ankara önündeyiz. Kütahya düşecek. Eskişehir düşecek. Ve sonra..." Durdu. Baktı haritadaki Ankara'ya. "...sonra Türkiye düşecek." Subaylar alkışladı. Bir kurmay sordu: "Efendim, İsmet Paşa ne yapacak?" "İsmet Paşa savunacak. İnönü'de savundu. Burada da savunacak. Ve biz geçeceğiz." Ama kurmay fısıldadı. Kendi kendine. Kimse duymadı. "Peki ya savunmazsa?" Mehmet siperindeydi. Evet, hala Mehmet. İnönü I'den. İnönü II'den. Şimdi Yüzbaşıydı. Daha çok sorumluluk. Daha çok asker. Yanında Ali vardı. Hala. Her zaman. "Mehmet," dedi Ali. Sesi endişeliydi. "Duydum. Geri çekileceğiz." "Evet." "Ama... neden? Burada savunmak yok mu?" Mehmet baktı ona. "Ali, İsmet Paşa emretti. Sorgulamıyoruz." "Ama Mehmet, geri çekilmek... kaçmak gibi görünüyor." "Biliyorum." Mehmet sesi alçalttı. "Ama İsmet Paşa İnönü'de de beklenmedik şeyler yaptı. Hatırla. Gece saat üçte kaldırdı bizi. İndi aşağıya. Kimse anlamadı. Ama kazandık." Ali düşündü. "Yani bu sefer de bir planı var." "Var. Ama ne olduğunu bilmiyorum. Henüz." Yirmi Temmuz. Kütahya. Türk ordusu geri çekiliyordu. Sessizce. Düzenli. Mehmet yürüyordu. Arkasında Kütahya kalıyordu. Bir şehir. Türk şehri. Üç yıl önce kurtarmışlardı. Şimdi bırakıyorlardı. Ama bırakırken bir şey yapıyorlardı. Her şeyi yıkıyorlardı. Depolar. Yıkıldı. Trenler. Patlatıldı. Yollar. Bozuldu. Köprüler. Yakıldı. Ali baktı. "Mehmet, neden yıkıyoruz her şeyi?" Mehmet anladı. Yavaşça. "Çünkü Yunanlılar kullanmasın diye." "Ne?" "Bak Ali. Yunanlılar gelecek. Kütahya'yı alacaklar. Ama ne bulacaklar? Boş evler. Yıkık depolar. Kopuk yollar. Hiçbir şey kullanamayacaklar." Ali'nin gözleri büyüdü. "Yani... yani bizim geri çekilmemiz—" "—onların zaferi değil. Onların tuzağı." Yirmi bir Temmuz. Kütahya düştü. Yunan askerleri şehre girdi. Bayraklarını diktiler. Papoulas at üstündeydi. Gülümsüyordu. "Gördünüz mü? İsmet Paşa kaçtı. Kütahya bizim!" Ama bir subay geldi. Koşarak. Yüzü solgundu. "Efendim... şehir boş." "Tabii boş. Türkler kaçtı." "Hayır efendim. Demek istediğim... her şey yıkılmış. Depolar bomboş. Yiyecek yok. Tren rayları söküllmüş. Köprüler yıkık. Hiçbir şey kullanılabilir değil." Papoulas dondu. İndi atından. Yürüdü şehre. Baktı. Boş evler. Kırık camlar. Yıkık duvarlar. Hiçbir şey yoktu. Sadece enkaz. "Bu..." Sesi titredi. "Bu ne demek?" Kurmay bekledi. Söylemek istemedi. Ama söylemesi gerekti. "Demek ki efendim... İsmet Paşa geri çekilirken her şeyi yok etti. Terra arrasada. Yakılan toprak politikası." Papoulas baktı şehre. Kazanmıştı. Kütahya'yı kazanmıştı. Ama hiçbir şey kazanmamıştı. Aynı gün. Eskişehir. Türk karargâhı. İsmet Paşa rapor alıyordu. "Paşam, Kütahya tamamen boşaltıldı. Her şey yıkıldı. Yunanlılar buldu ama kullanamıyor." "İyi." İsmet başını salladı. "Eskişehir'de de aynısını yapın. Yarın Eskişehir'i de boşaltacağız." Fevzi Paşa sordu: "Paşam, nereye çekileceğiz?" "Sakarya'ya. Ankara'nın önüne." "Ama Paşam, Yunanlılar takip edecek. Ankara'ya yaklaşacaklar." "Biliyorum." İsmet baktı haritaya. "Yaklaşacaklar. Ama yaklaştıkça zayıflayacaklar. Çünkü yiyecek bulamayacaklar. Su bulamayacaklar. Yol bulamayacaklar. Her şey yok edildi." Fevzi Paşa anladı. Yavaşça. "Yani... yani geri çekilme..." "...bir tuzak." İsmet gülümsedi. "Papoulas Ankara'ya ulaşacak. Ama ulaştığında ordusu bitkin olacak. Aç olacak. Yorgun olacak. Ve orada... orada Sakarya'da... onu durduracağız."