У нас вы можете посмотреть бесплатно “Ben buyum” dediğin şey nereden geliyor? или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
3. Bölüm – Kişilik Nasıl Oluşur? “Ben buyum” dediğin şey nereden geliyor? Giriş: Kişilik gerçekten sana mı ait? İnsanlar kendilerini çoğu zaman şöyle tanımlar: “Ben böyleyim.” “Benim karakterim bu.” “Değişmem.” Bu cümleler, kişiliğin sabit, doğuştan gelen bir öz olduğu fikrine dayanır. Oysa modern psikoloji ve nörobilim şunu açıkça göstermektedir: Kişilik büyük ölçüde öğrenilmiş bir uyum biçimidir. İnsan, dünyaya belli bir mizaca sahip olarak gelir. Ama kişilik, bu mizacın yaşanan koşullarla şekillenmiş halidir. Bu bölümde kişiliğin biyolojik, psikolojik ve toplumsal olarak nasıl inşa edildiğini inceleyeceğiz. 1. Mizacın sınırları Bazı bebekler daha hassas, bazıları daha sakindir. Bu biyolojik bir farklılıktır. Ama bu farklar, kişiliği belirlemez. Sadece kişinin çevreye nasıl tepki vereceğini etkiler. Aynı hassas çocuk: Güvenli bir ortamda büyürse empatik olur Tehdit dolu bir ortamda büyürse kaygılı olur Yani biyoloji potansiyeli verir, toplum onu biçimlendirir. 2. Aile: kişiliğin ilk laboratuvarı Aile, sinir sisteminin ilk programlandığı yerdir. Çocuk şu soruların cevabını ailede öğrenir: Güvende miyim? Sevilmeye değer miyim? Hata yaparsam ne olur? Duygularım önemli mi? Eğer çocuk sürekli eleştiriliyorsa, beyni şunu öğrenir: “Yanlış yaparsam terk edilirim.” Bu çocuk yetişkin olduğunda mükemmeliyetçi olur. Bu bir “karakter özelliği” değil, bir hayatta kalma stratejisidir. 3. Okul ve itaat Okul, kişiliği yalnızca bilgiyle değil, itaatle şekillendirir. Zil, zamanın sana ait olmadığını öğretir Not, değerinin dışarıdan verildiğini öğretir Otoriteye karşı gelmemek öğretilir Beyin şunu öğrenir: “Uyarsam kabul görürüm.” Bu yüzden birçok yetişkin: Patronuna hayır diyemez Haksızlığa karşı çıkamaz Kendi sınırlarını koruyamaz Bu bir “kişilik zayıflığı” değil, bir eğitim sonucudur. 4. Travma kişiliği nasıl kurar? Travma, yaşanan olay değil, sinir sisteminin verdiği tepkidir. Eğer çocuk: Şiddet görmüşse İhmal edilmişse Sürekli korkmuşsa beyni sürekli tetikte kalmayı öğrenir. Bu kişi yetişkin olduğunda: Ya aşırı kontrolcü olur Ya aşırı uyumlu Ya da duygusal olarak kopuk Bunların hepsi hayatta kalma biçimleridir. 5. Sınıf ve kişilik Yoksulluk, kişilik üzerinde güçlü bir etkendir. Sürekli belirsizlik içinde yaşayan biri: Daha kaygılı olur Daha kısa vadeli düşünür Daha fazla risk alır Bu bir “ahlak sorunu” değil, sinir sistemi uyumudur. Orta sınıf ise geleceği planlamayı öğrenir çünkü buna sahiptir. Kişilik, ekonomik koşullardan bağımsız değildir. 6. “Ben buyum” bir savunmadır İnsan “ben buyum” dediğinde çoğu zaman şunu demektedir: “Böyle olmak zorunda kaldım.” Kişilik, geçmişte işe yarayan bir hayatta kalma biçimidir. Ama geçmişte işe yarayan şey, bugün zarar verebilir. Sonuç Kişilik kader değildir. Kişilik, öğrenilmiş bir uyum biçimidir. Ve öğrenilmiş olan, yeniden öğrenilebilir.