У нас вы можете посмотреть бесплатно Öğrencimiz Yade Nargis'in "YAHUDİ KADIN" Monologu или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
9 aylık eğitim programımız "Bir Oyuncu Doğuyor"un, 19/20 mezunu Yade Nargis'in mezuniyet performansı yayında! Kendisini tebrik ederiz... Oyun adı: III. Reich'in Korku ve Sefaleti Yazan: Bertolt Brecht Çeviren: Yılmaz Onay KADIN Evet, işte gidiyorum Fritz. Belki fazla bile kaldım, kusura bakma... Fritz, bana engel olmaya calışma, yapamazsın... Senin yıkımına sebep olacağım açık, korkak degilsin biliyorum, polisten de korkmuyorsun, ama daha beteri var. Belki toplama kampına götürmeyecekler seni, ama hastaneye sokmazlar, yarın değilse öbür gün, bir şey demeyeceğini biliyorum ama hasta olursun. Seni eve kapanmış gazete karıştırarak orturuyor görmeye dayanamam, sırf kendim icin gidiyorum yani, başka bir şey için değil. Lütfen bir şey söyleme.... Değişmediğini söyleme, doğru değil! Daha geçen hafta, "Yahudi bilim adamı sayısının hiç de o kadar fazla olmadığını“ objektif bulduğunu söyledin. Objektiflikle başlar hep, ayrıca şu sıralar bana niye sürekli,...“ şimdiye kadar hic böylesine Yahudi milliyetçisi olmamıştın ,“ deyip duruyorsun? Elbette öyleyim. Bulaşıcıymış ya bu?! Ah, Fritz, biz ne hale geldik? (Duraklama) Gitmek istediğimi, uzun süredir gitmek istediğimi sana söylemedim, çünkü sana baktım mı konuşamıyorum. Konuşmak boşunaymış gibi geliyor. Zaten her şey belirlenmiş bile. Aslında onlara ne oldu? Gerçekten istedikleri ne? Ben onlara ne yaptım? Siyasete asla karışmadım ki! Thälmann´ci mıydım? Hizmetçileri, aşçıları vs. olan bir burjuva kadınlardan biriyim sadece ama bi anda yalnızca sarışınların mi buna hakkı var sayılıyor yani ? Son zamanlarda bana yıllar önce söylediğin bi şey aklıma geldi, bana demiştin ki, değerli insanlar vardır, ve daha az değerliler ve şeker hastası olan değerli insanlara insülin verilir, ötekilere verilmez. Ve ben bunu kabullendim, ne aptalmışım! Şimdi o türden bir başka ayırım yaptılar işte; şimdi ben daha değersizlerden oluyorum. Ama biliyor musun Fritz bunu hak ettim ben.... (Duraklama) Evet, eşyalarımı toparlıyorum. Son günlerde bunu fark etmemiş gibi yapman gerekmiyor. Fritz, her şey olur, bir tek şey olmaz: Bize kalan şu son saatimizde birbirimizin gözünün içine bakmamak. Bunu başarmalarına izin vermemeliyiz, herkesi yalan söylemeye zorlayan yalancılar bunu elde etmemeli. On yıl önce biri benim Yahudiliğimin belli olmadığını söylediğinde sen hemen: “Yoo, tabiki belli oluyor,“ derdin. Ve bu sana gurur veriyordu. Çok açıktı. Neden şimdi bunun etrafında dolanıyoruz? Eşyalarımı toparlıyorum, çünkü aksi halde başhekimliğini elinden alacaklar. Çünkü hastanede sana selam vermemeye başladılar bile; geceleri uyku tutmaz oldu seni. Bana, "Gitme!“ demeni istemiyorum. Gidiyorum çünkü bir gün bana, "Git," demeni duymak istemiyorum. Zaman meselesi bu! Karakterli olmak, zaman meselesi. (Duraklama) Sana ayrıca kızmıyorum. Sana kızıyorum! Neden her şeye razı olacakmışım? Burnumun şeklinde veya saçımın renginde kötü olan ne ? Bana tereyağı vermekten kurtulsunlar diye doğduğum şehri terk etmek zorunda kalıyorum! Siz nasıl insanlarsınız, evet sende dahil?! "Kuantum Teorisini“ ve "Trendelenburg´u“ buluyorsunuz ve dünyayı feth etmek üzere yarı-vahşi insanlar tarafından yönetiliyorsunuz ama istediğiniz kadınla birlikte olmanıza izin verilmiyor, öyle mi? Canavarsınız siz, yada canavarların kıç yallayıcıları! Evet, bunları söylemek akılsızlık belki, ama böyle bir dünyada aklın ne yararı var ki ? Orada oturmuş, karının eşyalarını toparlıyor olmasını seyrediyorsun ve hiçbir şey söylemiyorsun! Yerin kulağı var, değil mi? Ama zaten işitilecek bir şey dediğiniz yok ki ? Birileri hep dinliyor ve diğerleri hep sessiz kalıyor! Yuh olsun! Belki de ben de sessiz kalmalıyım! Seni seviyorsam sessiz kalırım. Seni gercekten seviyorum. Bana ordaki eşyaları ver. Orda iç çamaşırlarım da var. Onlara ihtiyacım olacak. Otuz altı yaşındayım, bence bu çok yaşlı sayılmaz, ama yine de başka maceralarla çok fazla zaman kaybedemem. Gideceğim ülkede, böyle olmasına izin vermeyeceğim. Bir sonraki eşimin bana sahip çıkması gerekiyor. Para göndereceğim filan da deme, yapamayacağını çok iyi biliyorsun. Hem bütün bu olanlar sadece dört hafta sürmeyecek. Sen de biliyorsun bunu, ben de. Öyleyse, bana uzattığın şu kürkü taa gelecek kışa giyeceğimi bildiğin halde, “ Altı üstü dört hafta canım,“ deme bana. Üstelik talihsizlik de değil söz konusu olan, utanç diyelim buna Fritz, utanç. (Yukarıdaki metin, bahsedilen oyundan alınmıştır ancak Tiyatro Teras tarafından düzenlemesi yapılmıştır.)