У нас вы можете посмотреть бесплатно Yapay Zeka ve RUH? “Bedenin ruhla ‘memur’ kaldığı süre”? “Mumît” isminin ÖLÜMSÜZLÜK SIRRI? FATIR 11 или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Fâtır 35:9–11 Tasavvuf ehli te’vîller + İbnü’l-Arabî (bâtın/hak) notları + Râgıb el-İsfahânî (Mufredât) kelime çözümü Aşağıda 9–11. ayetleri birlikte: önce zâhir (klasik anlam), sonra işârî/sûfî te’vîl, ardından İbnü’l-Arabî’nin (Fütûhât çizgisindeki) hakikat okumaları ve en sonda da İsfahânî’nin Mufredât’ından kelimeler. 9.ayet وَاللَّهُ الَّذِي أَرْسَلَ الرِّيَاحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا ... كَذٰلِكَ النُّشُورُ Zâhir anlam: Allah rüzgârı gönderir; bulutları kaldırır; ölü beldeyi suyla diriltir. Aynı şekilde “nüşûr/diriliş” de olacaktır (ba‘s - RUH İLE YARATMA VE HAAREKETİN ÖZÜ delili). İbnü’l-Arabî (hakikat bağı) Bu ayetin “nüşür=DİRİLTME” vurgusu, Şeyhü’l-Ekber’in “خلق جديد / her ân yeni yaratılış” fikriyle doğrudan rezonanslıdır: âlem, süreklilik sanılan bir “tek görüntü” değil; nefes nefes yenilenen bir tecellîdir. 35:10 مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعِزَّةَ... إِلَيْهِ يَصْعَدُ ٱلْكَلِمُ ٱلطَّيِّبُ... وَمَكْرُ أُوْلَئِكَ هُوَ يَبُورُ Zâhir anlam : İzzet bütünüyle Allah’a aittir; “izzet” talep edilecekse O’ndan talep edilir. “Kelim-i tayyib” (temiz söz) O’na yükselir; salih amel onu yükseltir. Kötülük planlayanların azabı şiddetlidir; onların düzeni “bûr” olur (boşa çıkar, helâke gider). İşârî / tasavvuf ehli te’vîl (seçilmiş notlar) Kuşeyrî (Letâifü’l-İşârât): “Kelim-i tayyib”i ihlâsla çıkan şehâdet (şehâdeteyn) diye işaretler; “yükseliş”i de fizikî bir yön değil, “kabul yükselişi” (صعود قبول) olarak okur. İbn ‘Acîbe: İzzetin “dünya/âhiret” boyutunu birlikte düşünür ve “izzeti” takvâ–ilim–salih amel hattında NEFSİN İHTİYACINI Allah’tan istemeyi vurgular. Rûhu’l-Beyân (Bursevî) içinde aktarılan Nejmiyye işareti: İnsan “muhtaç/zelîl” yaratılmıştır; izzet ihtiyaçsızlık sıfatına aittir. “Lâ ilâhe illallah”ın nefyi ile kalbin bağları kesilir; ispat ile Hakk’a yöneliş tamamlanır. Metinde, “ateş–ağaç” benzetmesiyle kelimenin/zikrin arındırıcı yükselişi anlatılır. Te’vîlât-ı Nejmiyye: “Kötülükleri planlayanlar”ı, akîde bozukluğunu saklayıp sureten hasenât gösteren “aldatıcı dindarlık” şeklinde de okur; böyle bir “meker”in sahibini helâke götüreceğini söyler. Tefsîrü’l-Cîlânî: Ayeti zâhir çizgide tutup “tayyib söz = zikir/dua” ve “salih amel = itaate uygun fiil” diye sadeleştirir. İbnü’l-Arabî (bâtın/hak) – özellikle “kelim-i tayyib / amel” düğümü İbnü’l-Arabî, Fâtiha tefsiri içinde bu ayeti doğrudan zikreder ve çok net bir mihver kurar: Zikir/kelime, eğer “hazz” (nefsânî/ruhânî çıkar) bulaşığıyla söylenirse “yükseliş” hakikati eksilir. Kul, zikrini hazzlardan arındırırsa, “tayyib kelâm” “mَذكûr”a yükselir. “Salih amel”i de özellikle: zikri hazzlardan temizlemek ve onu “haklarla murakabe etmek” diye tarif eder. Bu okuma, ayetin “söz–amel” bağını ahlâkî bir disiplin olmaktan çıkarıp, kalpteki yönelişin saflaşması (ihlâs–tasfiye) olarak derinleştirir. 35:10 kelimeleri العِزَّة (ʿizzah): “İnsanı mağlup olmaktan men eden hâl; ‘sert/ulaşılmaz zemin’ benzetmesiyle güç/menâat.” İsfahânî, Fâtır 10’u bizzat örnek vererek “izzet isteyenin onu Allah’tan istemesi” gerektiğini söyler; ayrıca Nisâ 4:139, Münâfikûn 63:8, Bakara 2:206 gibi yerleri de bağlantılar. يَصْعَد (ṣaʿada): “Yükselmek”; İsfahânî, “kuldan Allah’a yönelişi” anlatmak için **‘yükselme’**nin; Allah’tan kula geleni anlatmak için de “iniş”in istiare olarak kullanıldığını söyler ve doğrudan Fâtır 10’u örnek verir. طَيِّب (ṭayyib): Duyuların ve nefsin “hoş bulduğu”; şer‘î kullanımda “helâl yoldan gelen, helâl zeminde olan” temiz/hoş. يَبُور / البَوَار (bawār): “Şiddetli kesad; bu kesadın götürdüğü fesad/helâk.” İsfahânî, ‘ومكر أولئك هو يبور’ (Fâtır 10) ifadesini de örnekler. 35:11 kelimeleri تُراب (turāb): “Toprak”; ayrıca fakirlik/yerle temas gibi çağrışımları var. İsfahânî, Fâtır 11’i örnekler. أَزْواج (azwāj): “Eş/çift; benzer ya da zıt iki şeyin birbirine eşlenmesi.” حَمْل (ḥaml): “Yük taşımak”; hamilelik için de aynı kök kullanılır. İsfahânî, “dişinin حمل etmesi ve وضع etmesi” gibi Kur’an örneklerini bu kökte toplar. أُنثى (unthā): “Dişi”; İsfahânî, kökün kullanımında “zayıflık” çağrışımına da işaret eder. عُمُر (ʿumr): “Bedenin ruhla ‘mâmur’ kaldığı süre”; İsfahânî, Fâtır 11’deki “يُعَمَّر/يُنقَص” ifadesini bizzat örnekleyerek “ömür–bekā” ayrımına dikkat çeker. يَسير (yasīr): “Kolay”; İsfahânî, “إن ذلك على الله يسير” türü kullanımları “ilâhî kudrete nispetle kolaylık” vurgusunda ele alır. كِتاب (kitāb): Mufredât’ta “صحيفة/صحف” ve “كتب” bağlamında “yazılan, kayda geçen metin/levhî kayıt” fikri açıklanır (ör. “صحيفة: التي يكتب فيها” ve “فيها كتب قيمة”). Bu, **Fâtır 11’deki “إلا في كتاب”**ı “ilâhî kayıtta/tespitte” şeklinde okumayı destekler.