У нас вы можете посмотреть бесплатно SENİ ARIYORUM! - 8. SÖZ или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
/ sozlerdersi Sağ yolda kanun ve nizama tebaiyet mecburiyeti vardır. Fakat o külfet içinde bir emniyet ve saadet vardır. 14:10 Emniyet içinde olmadığın zaman saadetini yaşayamıyorsun. Dinde de böyledir. “Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar hüzünlenmezler de.” (Yunus/62) Önce “korkmazlar”, ardından “hüzünlenmezler” geliyor. Korkunun giderilmesi emniyetle olur. Emniyet ise takva ile elde edilir. Hüznün giderilmesi saadetle olur. Saadet ise samimiyet ile (yani takvanın içindeki ciddiyetle, ihlasla) temin edilir. Sol yolda ise serbestiyet ve hürriyet vardır. Fakat o serbestiyet içinde bir tehlike ve şekavet vardır. 17:15 Burada (Küçük Sözler’in tamamında olduğu gibi) inançsızlıktan öte liberal paradigma eleştiriliyor. “Ben istediğimi yaparım, kimse bana karışamaz” fikrinde insan için büyük tehlike vardır. Kaçtı, ta altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rast geldi. 20:25 “Susuz kuyu”, yani neticesi olmayan dünya hayatı. Elleri bir ağaca rast geldi, yapıştı. 21:00 Tutunmak istedi, yani bu dünyadan gitmek istemedi. Kuyunun duvarına baktı, gördü ki, ısırıcı muzır haşarat, etrafını sarmışlar. 22:30 Aslında dünyevî musibetler küçük şeyler. Koskoca arslan ve ejderha (ecel ve kabir) seni gözlüyor, bekliyor. "Kulum Beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim." İşte bu bedbaht adam, sûizan ve akılsızlığıyla, gördüğünü adi ve ayn-ı hakikat telâkki etti ve öyle de muamele gördü ve görüyor ve görecek. 28:00 (Burada bir filmden etkileyici bir örnek var.) 29:16 İmansızlık sebebiyle rahmet ile irtibatını koparan, kendi iç dünyasında (zannında) meydana gelen kapalı bir sistem içine hapsolur. (Daha Cehennem’e gitmeden Cehennem azabı çeker.) Korktu. Fakat biraderi kadar korkmadı. 37:31 Korkunun olması gerekir. Çünkü bu kaygı hayatın değerini bilmek konusunda zihni tetikler. Bu da hakikati aramaya sevkeder. Güzel ahlâkı ona güzel fikir vermiş; ve güzel fikir ise, ona her şeyin güzel cihetini gösteriyor 38:57 Güzel hulku (yaratılışı) ona her şeyin güzel cihetini gösteriyor. (Üstad görmüş ve göstermiş). Mesela Hastalar Risalesi’ni okuyorsun, hasta olasın geliyor. İhtiyarlar Risalesi’ni okuyorsun, hâkeza… Ben yalnız değilim. O gizli hâkim bana bakıyor, (…) 40:30 “Hâlık-ı Rahîmin hazır, nâzır olduğunu düşünüp, Ondan başkasının teveccühünü aramayarak, huzurunda başkalarına bakmak, medet aramak o huzurun edebine muhalif olduğunu düşünmekle o riyâdan kurtulup ihlâsı kazanır.” Şu tatlı korku ve güzel fikirden bir merak neş'et eder. 40:57 “Merakını zâyi etme” diyor Üstad. {“Bize ve merakımıza, dairemiz içindeki ezvak-ı mâneviye ve envar-ı imaniye kâfi ve vâfidir.”} (Acaba) bu acip yolla bir maksada sevk eden kimdir? 42:11 Şu sıradanlığı (ev, iş, okul vs) aşmamız lazım. Her şey mu’cize-i kudret, her şey hediye-i rahmet, her şey acaip, her şey garaip. Bu muhabbetten, tılsımı açmak arzusu neş'et etti. 43:18 “Kâinat kapıları zâhiren açık görünürken, hakikaten kapalıdır.” Sonra niyaza başladı. Ta tılsımın anahtarı ona ilham oldu. 45:42 “Kendisi anladı” değil, ona ilham oldu. Vahiy olmazsa olmaz. Sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır, titriyor. 48:34 Kadere teslimiyeti olmadığı için ve ecelin muayyen olduğuna iman etmediği için, titriyor. Şu bahtiyar ise, bir aziz misafirdir ki… 51:15 (1) Burada geçicisin. (2) Buranın sahibi değilsin. (3) Ağırlanıyorsun, ikrama mazharsın. (4) Misafirliğin bir edebi var. Dikkatli olmalısın. O bedbaht, zahiren leziz, mânen zehirli yemişler (…) nümunelerdir: Tatmaya izin var, ta asıllarına talip olup müşteri olsun. Yoksa hayvan gibi yutmaya izin yoktur. 53:53 Müminin durumu gurmelik olmalıdır. Hakikatin hüsnünü derk etmekle, hakikat sahibinin kemâline hürmet eder, rahmetine müstehak olur. 56:48 Çirkin görünen hâdiseler dahi, neticeleri itibariyle güzeldir. "Fenalığı kendinden, iyiliği Allah'tan bil" 57:42 Fenalık senin bakış açınla alakalı bir şeydir. Hakikat ise güzeldir. Evvelkisinin nefs-i emmâresi ona bir mânevî cehennem ihzar etmiş. 58:10 (Onun kalbindeki bu manevî cehennem) öbür tarafta 3D yazıcıdan çıktığında üç boyutlu bir evren olarak tecessüm edecek ve o onun içine girecek. Ve ötekisinin hüsn-ü niyeti ve hüsn-ü zannı ve hüsn-ü hasleti ve hüsn-ü fikri, onu büyük bir ihsan ve saadete ve parlak bir fazilete ve feyze mazhar etmiş. 58:50 Amelindeki hüsünden önce, Üstad, itikat ve zandaki hüsünden bahsetmiş.