У нас вы можете посмотреть бесплатно SÖZLER MÜZAKERESİ или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
/ sozlerdersi 5:43 Onuncu Söz her ne kadar haşir risalesi olarak görülse de, aynı zamanda çok kuvvetli bir tevhid risalesidir. 7:33 On İkinci Söz’den itibaren Yirmi Birinci Söz’e kadar aynı konu devam ediyor: Nübüvvet ile felsefe kıyası. 16:30 “Bir zaman iki adam, bir havuzda yıkandılar. Fevkalâde bir tesir altında kendilerinden geçtiler.” (22. Söz) : Muhyiddin İbnü’l-Arabî hazretleri Fütuhât-ı Mekkiye kitabında, bütün ruhların dünyaya gelmeden evvel böyle bir havuzdan geçirildiğini anlatıyor. Bu havuz, ruhun beden ile ilk buluşma yeri olan anne rahmindeki sıvı da olabilir. İnsanın su ile teması, onun fabrika ayarlarına (ruhundaki saf hale) dönmesi gibidir. Bu normal abdeste de var; ama gusülde daha kuvvetlidir. 19:10 Onuncu Söz’deki sûretler alem-i şehadete, hakikatler ise esmâ-i İlahiye’ye bakar. Hakikat-i eşya, esmâ-i İlâhiye’dir. 35:42 İstidat lisanı ile dua, nebatat ile ilgili; ihtiyac-ı fıtrî lisanıyla dua hayvanlarla ilişkili; ızdırar lisanıyla dua zîruhlar ile ilişkili. Dua kademeleri ile varlık kademeleri birbirleriyle irtibatlı. (Varlık kademeleri piramit gibidir. En aşağıda cemadât (zîvücud), üstünde nebatat (zîvücud+zîhayat), onun üstünde hayvanat (zîvücud+zîhayat+zîruh), onun üstünde insan (zîvücud+zîhayat+zîruh+zîşuur). İnsan diğer mahlukâtın da özelliklerini {aynı zamanda ibadet ve dualarını} kapsayan bir varlık.) 45:28 “Dördüncü kısım: Öyle amelelerdir ki, biliyorlar ne işliyorlar ve niçin işliyorlar ve kimin için işliyorlar ve sair ameleler niçin işliyorlar ve o mâlikü'l-mülkün maksadı nedir, niçin işlettiriyor. İşte bu nevi amelelerin sair amelelere bir riyaset ve nezaretleri var. Onların derecat ve rütbelerine göre, derece derece maaşları var.” (24. Söz) İnsanı çok güzel tarif eden bir cümle. 50:35 "Yâ Rabbenâ! Bize kuvvet ver ki, yeryüzünün herbir tarafında taifemizin bayrağını dikmekle saltanat-ı rububiyetini lisanımızla ilân edelim. Ve rû-yi arz mescidinin herbir köşesinde Sana ibadet etmek için bize tevfik ver. (…)” (24. Söz) Burada nebatata ait bir bölüm var. İnsanın nebatî yönü de bulunduğu için, irşad erleri açısından şu hatırlanabilir: "Benim adım güneşin doğup battığı her yere gidecektir." Bu sadece bir müjde değil, aynı zamanda emirdir. 54:24 “Yirmi Beşinci Söz, dünyanın sekizinci harikasıdır.” (***) Kur’ân’ı anlamak için anahtar hükmünde bir risaledir. 1:05:56 Metafizik, anlamdır. Bu da esmâ-i İlâhi’dir. Ne ki, âlem-i emirden çıkmıştır, yani esmâ-i İlâhiye tezahür etmiştir; haricî bir vücudu vardır. Haricî vücuda taşınan her şeyin bir yapıtaşı vardır. Melekler bize göre metafizik olsa da, fizikî olarak nurdan yapılmıştır. Yani bir cisimdir. 1:07:20 Otuzuncu Söz, ene-zerre risalesi. Birisi enfüse bakıyor, diğer âfâka bakıyor. “Küçük âlemde, yani insanda ene, büyük insanda, yani kâinatta tabiata benziyor. İkisi de tâğutlardandır.” (M.N.) 1:08:44 “Marifet-i Sânii netice veren masnuattaki tefekkür-ü imanîden gelen lemeât ile (…) o riyâdan kurtulup ihlâsı kazanır.” (İhlâs Risalesi) : Burada âfâktaki marifetin enfüs ile olan ilişkisi de anlatılıyor. “Gafletini huzura kalb etmeyi seversen, Sünnet-i Seniyyeye ittibâ et. Meselâ bir şeyi satın aldın. İcab ve kabul-ü şer'îyi tatbik ettiğin dakikada (…) Şârii düşünmekle, bir teveccüh-ü İlâhî verir. O dahi bir huzur verir.” (24. Söz) : Sünnetteki zâhiri amelle, enfüs arasındaki ilişkiyi anlatıyor. 1:12:06 Sünnet-i Seniyye, dinin pratik aklıdır. Kuvve-i gadabiye ve kuvve-i şeheviye gibi, akıl da dizginlenmesi gereken bir mesele. Platon’un öğretilerindeki gibi ilk ikisi azgın birer at, akıl ise onları dizginleyen at arabacısı değil. Akıl da azgın bir attır. 1:16:46 “Ben varım, tabiat var, bir de gökte tanrı var.” düşüncesi aslında bir teslistir. “Ben, sen, o” üçlemesidir. 1:19:10 Cenâb-ı Allah’ın zâtı bilinemez. Bu bilinemezliğini bilmek için, ene olması gerekir. 1:26:26 Varlığın yaratılmasından beri en büyük iki hâdise: biri vahyin inmesidir, diğeri miraçtır. Biri Rabb’in kuluna yaklaşması, ikincisi kulun Rabb’ine yaklaşmasıdır. Allah Rasûlü velayetiyle (keramet-i uzmasıyla) miraca çıkmış, nübüvvetinin gereği geri dönmüştür. 1:27:38 Allah Rasûlü’nün yeryüzündeki en büyük mucizesi şakk-ı kamer, gökyüzündeki en büyük mucizesi miraçtır. Allah Rasûlü’nün mucizelerinde, (bütün esmâya mazhar olmasından dolayı) diğer tüm peygamberlerin mucizelerinin numuneleri vardır. (Diğer peygamberler bazı esmâlara mazhar. Peygamber Efendimiz, başka hiçbir peygamberin mazhar olmadığı hususi bir isme de mazhar: ism-i a’zâm. Miraç ve şakk-ı kamer, ism-i a’zâm mazhariyetidir.) 1:29:24 Klasik felsefede gök değişmezdir. Arz değişkendir. Yıldızlara tapanlar bu sebeple tapmış. Fakat Kur’an diyor ki: “Güneş döner. O da mahluk. Onlara tapılmaz.” Şakk-ı kamer mucizesi der ki: “Ay bölünebilir. Demek ki onun üstünde de hüküm sahibi biri var, (elçisinin talebi üzerine onu bölüyor.)”