У нас вы можете посмотреть бесплатно Bunu Anladığın An Sevinçten Yerinde Duramazsın! (Münir Derman (k.s.)) или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Bu sohbet, insanın neden mahlûkatın en şereflisi kılındığını, meleğin durduğu yerde insanın nasıl yürüdüğünü ve İlâhî Visal anahtarının neden insana verildiğini anlatan nadir irfan derslerindendir. Münir Derman Efendi (k.s.), Mi‘rac hakikatinden yola çıkarak çok ince bir sırra işaret eder: Sidretü’l-Müntehâ’da duran melek, “Geçemem” dedi. Geçen ise insandı; Rasûlullah (s.a.v.). Ve bu geçiş, yalnızca O’na mahsus bir övünç değil, insanoğluna emanet edilmiş bir istidattır. Kur’ân-ı Kerîm bu hakikati şöyle beyan eder: “Andolsun ki biz Âdemoğlunu mükerrem kıldık.” (İsrâ, 70) Melek günah bilmez; fakat terakki edemez. İnsan günaha düşebilir; ama tövbe ile meleği de aşar. İşte fark buradadır. Melek sabittir, insan seyyâldir. Melek emre mahkûmdur, insan emanete muhataptır. 🌿 “KENDİNDEKİ GÜZELLİĞİ DUYAMAYAN, BAŞKASINDA ARAR” Hocamızın verdiği ayna ve koku misali, tasavvufun en derin sırlarından biridir. İnsan, kendi kokusuna alışmış aşçı gibidir; kendi hakikatinin kokusunu alamaz. O kokuyu bir velîde, bir sâlih kulda duyar ve zanneder ki koku ondadır. Hâlbuki o kişi aynadır, sende olanı sana duyurur. Mevlânâ Hazretleri bu hâli şöyle anlatır: “Ayna sana senden başkasını göstermez.” Bu yüzden insan, fazileti uzaklarda arar; hâlbuki yanındaki hazinenin kokusunu alamaz. Dünya, hocamızın ifadesiyle, “köpek gibi uzaklarda av arar”, yakındaki nimeti fark edemez. 🔥 ŞER VE ŞEYTAN HİKMETİ Eğer insan kendi güzelliğini, kendi ilâhî nefhasını idrak edebilseydi; şeytana da, şerre de ihtiyaç kalmazdı. Şer, korkunun; korku, uyanışın öğretmenidir. Bu yüzden Rasûller gönderildi. Bu sır her kula açılmaz; azdan da az kişiye nasip olur. Kur’ân buyurur: “Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onlara kendilerini unutturdu.” (Haşr, 19) İnsan kendini unuttuğunda, kokusunu başkasında sanır; sesin kaynağını karıştırır; hakikati dışarıda arar. 🌊 TECELLÎ VE DÖNÜŞ Her şey Allah’tan gelir ve yine O’na döner. Su buhar olur, bulut olur, yağmur olur. İnsan da böyledir. Allah tecellî eder, insan “canlıyım” zanneder. Tecellî çekilir, insan çözülür. Kur’ân bunu açıkça söyler: “Biz insana şah damarından daha yakınız.” (Kâf, 16) Bu yakınlık bedenin temizliğini, kalbin edebini ister. Bu yüzden emirler ve nehiyler konmuştur. Peygamberler bu iç temizliğin habercileridir. ⚖️ KORKU VE ÜMİT ARASINDA İslâm’da en büyük denge şudur: Ne “Allah kesin affeder” rahatlığı, Ne “Allah affetmez” ye’isi. Kul, en büyük korku ile en büyük umut arasında durur. Hud Sûresi indiğinde Rasûlullah (s.a.v.)’in saçına aklar düşmesi bundandır. Zira Rahmân ile Kahhâr birlikte tecellî etmiştir. Hadîs-i Şerîf: “Siz benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.” 🕊️ GERÇEK KIYAMET Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur: “Her kim ölürse onun kıyameti kopmuştur.” Bu ölüm, bedenin toprağa girişi değil; benliğin yıkılışı, gaflet perdesinin kalkışı, Hakk’ın kemâl güneşinin doğuşudur. Peygamberlerin vücudu bu yüzden birer kıyamettir. Bu sohbet; insanı kendine çağıran, ayna tutan, korku ile ümidi dengeleyen, hakikati dışarıda değil içeride aratan bir irfan çağrısıdır. Dinleyene değil; uyanana…