У нас вы можете посмотреть бесплатно 2.BÖLÜM Tahtı Uçarak Gelmedi, Birden Bire Kudüs’te belirdi! Yüksek Auralı Birisini Herkes Farkeder! или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
#emelozugur #eceergönenç #hzsüleyman #aura 1:00 📌 Hazreti Süleyman Belkıs’ın tahtını Hindistan’dan nasıl getirdi? 4:30 📌 Hazreti Hızır ışık hızını geçiyordu! 7:00 📌 Karanlık maddenin katılaşmanın olmadığı alan! 10:00 📌 Duygu düşünce ve davranışlarının karışımı manyetik alanı oluşturur! 15:00 📌 Manyetik alanın bilinç seviyenin göstergesidir! 23:00 📌 Alem insan için yaratılmıştır insan olmasaydı alemler olmazdı! 29:00 📌 Frekansla müdahale edilen manipüle edilmiş beyinler olarak yaşıyoruz, çünkü? İnsanlık tarihi boyunca, gizemli olaylar ve sıradışı hikayeler her zaman büyük bir merak konusu olmuştur. Bu hikayelerden biri de, eski zamanlarda yaşamış olan Hazreti Süleyman'ın, uzak diyarlardan bir tahtı anında kendi sarayına nasıl getirebildiğidir. Bu, sadece fiziksel bir nesnenin transferi değil, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal bir yolculuğun da simgesidir. Araştırmacı Yazar Ece Ergönenç; Hazreti Süleyman Belkıs’ın tahtını Hindistan’da nasıl getirdi? sorusuna cevap veriyor. Bir zamanlar, dünyanın bir ucunda, bilgelik ve adaletiyle tanınan bir kral yaşarmış. Hazreti Süleyman, sadece kendi halkı arasında değil, aynı zamanda uzak diyarların halkları arasında da büyük bir saygı ve hayranlık uyandırırmış. Ayrıca İslamiyette Peygamber olarak ismi geçen bir kraldı. O dönemde, dünya henüz keşfedilmemiş sırlarla ve anlaşılmaz olaylarla dolu bir yer olarak görülürmüş. İnsanlar, evrenin işleyişi ve varoluşun sırları hakkında sürekli sorular sorar, cevaplar ararlar ve bu gizemlerin peşinden gitmek için çeşitli yollar denerlermiş. Bu kral, sadece maddi zenginliklerle değil, aynı zamanda derin bilgelik ve manevi güçle de donatılmış biri olarak bilinirmiş. O, evrenin işleyişini anlamak ve insanın iç dünyasındaki derinliklere ulaşmak için sürekli bir arayış içindeymiş. Bu arayış, onu sadece fiziksel dünyanın ötesine, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal boyutlara da götürmüş. Bir gün, bu kral, uzak bir diyarın kraliçesinin eşsiz güzellikteki tahtını duymuş. Bu taht, sadece maddi bir nesne değil, aynı zamanda büyük bir bilgelik ve gücün sembolü olarak görülürmüş. Kral, bu tahtı kendi sarayına getirmeye karar vermiş, ancak bu, sıradan bir yolculukla veya fiziksel güçle yapılabilecek bir şey değilmiş. Bu noktada, insan zihninin ve ruhunun sınırlarını zorlayan bir yolculuk başlamış. Kral, düşünce gücünü ve derin meditasyon tekniklerini kullanarak, zaman ve mekanın ötesine geçmiş. Bu süreçte, karanlık maddenin ve görünmez enerji alanlarının sırlarını keşfetmiş. Bu, sadece fiziksel bir nesnenin değil, aynı zamanda bilgi ve bilgelik taşıyan bir sembolün transferiymiş. Bu olay, insan zihninin ve ruhunun, maddi dünyanın ötesindeki güçlere erişebileceğini ve evrenin derin sırlarını çözebileceğini gösteren bir örnektir. İnsan, kendi iç dünyasını keşfettiğinde ve zihinsel, duygusal ve ruhsal boyutlarda uyum içinde olduğunda, evrenin işleyişiyle uyumlu hale gelir ve bu, ona görünmez güçler üzerinde bir etki sağlar. Bu hikaye, aynı zamanda, insanın ve evrenin birbiriyle nasıl iç içe geçtiğini, her birimizin evrenin bir parçası olduğunu ve düşüncelerimizin, duygularımızın ve davranışlarımızın, bizi çevreleyen dünyayı ve hatta ötesini şekillendirebileceğini anlatır. Bizler, bilinç seviyemizle, kendi gerçekliğimizi ve çevremizdeki dünyayı şekillendiririz. Bu, bizi sadece fiziksel varlıklar olarak değil, aynı zamanda evrenin bir parçası olarak gören bir bakış açısı gerektirir. Sonuç olarak, bu hikaye, insanın içsel gücünün ve evrenle olan bağının, sınırların ötesine geçebileceğini ve maddi dünyanın ötesindeki sırlara erişebileceğini gösterir. Bu, sadece antik zamanlardaki hikayelerde değil, günümüzde de, her birimizin içindeki potansiyeli keşfetmemiz ve evrenle uyum içinde yaşamamız için bir ilham kaynağı olabilir. Araştırmacı Yazar Ece Ergönenç ile Hazreti Süleyman ve Belkıs'ın yaşamış olduğu olayların iç yüzüne girerek insanın manevi gücünün farkına varmasını sağlamaya çalışıyor. Çok ilginç bir röportajla karşınızdayız, İyi seyirler.