У нас вы можете посмотреть бесплатно (399) Kırık Manalı Kasas Sûresi 44-50 | Peygamberim, Sen Orada Değildin! или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Kırık Meal Dersi Sayfa: 390 | Ders: 399 | Kasas Sûresi 44-50 | 20.cüz İsmail Yaşar ile Kur'ân-ı Anlıyorum, Kelime Manalı Meal ve Tefsir Dersleri Kur'ân-ı Mecîd Meali: ﴾44﴿ (Habîbim!) Biz Mûsâ’ya o (Firavun’a tebliğde bulunma) işi(ni) vahyettiğimiz zaman sen o (dağın) batı tarafında da bulunmadın; sen (vahiy esnâsında Tuvâ Vâdîsi’nde ve Tûr Dağı’nda) hâzır bulun(up orada yaşananlara şâhit ol)anlardan da değildin (ki, bu haberleri görüp duyarak anlatabilesin)! ﴾45﴿ Velâkin Biz (seninle Mûsâ arasında) birçok asırlar (halkın)ı yoktan yarattık, sonra (yaşadıkları) ömürler onlara uzun geldi (de böylece üzerlerinden geçen uzun zamanlar zarfında şerîat hükümlerini değiştirdiler. Bu yüzden yeni bir şerîat gönderip geçmişte yaşananları gelecek nesillere doğru bir şekilde anlatma hikmetimize binâen Biz de sana bu konulardaki doğru haberleri vahyettik)! Ayrıca sen Medyen halkı(nı teşkil eden Şu‘ayb (Aleyhisselâm) ve ümmetinin) arasında yerleşmiş biri değildin ki, Bizim (Mûsâ ile ilgili kıssaları anlatan) âyetlerimizi (onlardan öğrenip ders tekrârı yapar gibi) onlara art arda okuyaydın! Velâkin Biz, (seni vahye muhâtap kılarak bu kıssalardan haberdâr ettik. Zâten seçtiğimiz bâzı kulları) dâimâ (ümmetlerine) rasûl göndericiler olduk! ﴾46﴿ Ayrıca Biz (Mûsâ’ya Tevrât’ı verdiğimizde: “Kitâba kuvvetle sarıl” diye) nidâ ettiğimiz zaman sen Tûr’un kenarında değildin! Velâkin senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu (îmân etmemeleri durumunda karşılaşacakları azapla) uyarasın diye Rabbinden büyük bir rahmet olarak (seni Kur’ân’la gönderdik ve bu bilgileri onda sana öğrettik)! Tâ ki onlar iyice öğütlensinler (de gereğiyle amel etsinler)! ﴾47﴿ Eğer (kendilerinin işlediği ve) ellerinin öne sürmüş olduğu (kâfirlik ve günahlar gibi kötü) şeyler yüzünden onlara (dünyâ ve âhirette) büyük bir musîbet gelecek de sonra onlar: “Ey Rabbimiz! (Başımıza bu belâlar gelmeden) bize bir rasûl gönderseydin de Senin (onunla göndereceğin ve elinde göstereceğin mûcize ve) âyetlerine iyice tâbi olsaydık ve böylece (Sana da peygamberine de) îmân eden kimselerden olaydık” diyecek olmasalardı (seni aslâ onlara peygamber olarak gönderecek değildik). ﴾48﴿ Fakat o hak (olan Kur’ân) Bizim tarafımızdan (senin vâsıtanla) onlara gelince (îmân edecek yerde inat ederek ve kendilerine göre mûcizeler istemeye kalkışarak): “(Topluca vahyedilen bir kitap, ejderhâ olan asâ ve gözleri kamaştıracak şekilde parlayan el gibi) Mûsâ’ya verilmiş olanın benzeri ona da verilseydi ya” dediler. (Peki onlar) Mûsâ’ya verilmiş olan şeyleri de (Kur’ân gönderilmeden) daha önce inkâr etmiş değiller miydi?! O (müşrik ola)nlar: “(Tevrât ve Kur’ân birbirini doğrulayıp) ikisi yardımlaşan iki büyüdür” demişler ve: “Şüphesiz ki biz (Allâh’tan gelen kitapların) hepsini (de) inkâr eden kimseleriz” demişlerdi. Rivâyete göre; bir bayram günü Mekke müşrikleri Yahûdî önderlerine heyet gönderip, onların kitaplarında Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in bahsinin geçip-geçmediği hakkında sordurdular. Onlar: “Biz tüm vasıflarıyla ve özellikleriyle onu Tevrât’ta buluyoruz” diye cevap verince, müşrikler istedikleri cevâbı alamamanın verdiği öfkeyle bu âyet-i kerîmede zikredilen sözü sarf ettiler. (en-Nesefî, el-Hâzin, el-Âlûsî) ﴾49﴿ (Habîbim! İşlerine gelince senden Tevrât gibi topluca indirilen bir kitap getirmeni isteyen, işlerine gelmeyince de Tevrât’a “Büyü” diyen o müşriklere) de ki: “O hâlde siz (bana) Allâh tarafından bir kitap getirin de o (kitap), ikisinden daha ziyâde hidâyet edici olsun ve ben ona hakkıyla tâbi olayım. Eğer (Tevrât ve Kur’ân’ın uydurulan birer büyü olduğu görüşünde) doğru söyleyen kimseler olduysanız (haydi getirin de göreyim)!” ﴾50﴿ (Habîbim! Senin bu teklifin karşısında) artık onlar sana cevap veremezlerse, sen de bil ki onlar (dâvâlarında hiçbir delîle dayanmaksızın) ancak (o) kötü arzularına iyice tâbi olmaktadırlar. Allâh’tan (gelen) bir hidâyet (rehberine sarılmış) bulunmaksızın, tamâmen (nefsinin) kötü arzusuna tâbi olmuş kimseden daha ziyâde sapıtmış da kimdir?! Şüphesiz ki Allâh (dosdoğru yolu gösteren âyetleri bırakıp da nefislerinin kötü arzularına daldırarak kendilerine yazık etmiş bulunan) o zâlimler toplumunu (doğru yola) hidâyet etmez. http://kuranimecid.com 📺 Kanalımıza ABONE OLMAK için: / kuranıanlıyorum 📺 VAAZ ve FETVA Kanalımıza Abone Olmak için: / İsmailyaŞar