У нас вы можете посмотреть бесплатно (25) 15.Mektup/3 | Sahabe arasındaki muharebelerin mahiyeti nedir? или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
(25)Mektubat 1. Kısım 15. Mektup 2. sual Sayfa 42-43. (Hayrat Neşriyat Osmanlıca Orijinal Nüsha) Adalati mahza ve adaleti izafi nedir? Cemel vakasının mahiyyeti nedir? iki ordu içindeki sahabelere ne hüküm verilmeli? Ayrıca HZ. ÖMER dönemindeki olayların sebepleri nelerdi? Av. Ali KURT(24) • (24) 15.Mektup/2 | Hz Ömer (ra)'ın eliyle ... Said Nursinin siyasete karşı DURUŞU? Kader nasıl adalet eder? Av. Ali KURT (22) • (22) 13.Mektup/2 | Biz kaderin mahkumuyuz.... Şeytanlar ve Şer Olan Şeyler Ne İçin Yaratıldı? Ne Maslahatları Var? Av. Ali KURT(20) • (20) 12.Mektup/2 | Şeytanların ve şerlerin... İkinci suâlinizin meâli: Hazret-i Alî (ra) zamanında başlayan muhârebelerin mâhiyeti nedir? Muhâriblere ve o harbde ölen ve öldürenlere ne nâm verebiliriz? Elcevab: Cemel Vak‘ası denilen Hazret-i Alî ile Hazret-i Talha ve Hazret-i Zübeyr ve Âişe-i Sıddîka radıyallâhü teâlâ aleyhim ecmaîn arasında olan muhârebe, adâlet-i mahza ile adâlet-i izâfiyenin mücâdelesidir. Şöyle ki: Hazret-i Alî (ra) adâlet-i mahzayı esas edip Şeyhayn zamanındaki gibi, o esas üzerine gitmek için ictihâd etmiş. Muârızları ise, Şeyhayn zamanındaki safvet-i İslâmiye adâlet-i mahzaya müsâid idi. Fakat mürûr-u zamanla İslâmiyetler’i zaîf muhtelif akvâm hayat-ı ictimâiye-i İslâmiyeye girdikleri için, adâlet-i mahzanın tatbîkātı çok müşkil olduğundan, ehvenüşşerri ihtiyâr denilen adâlet-i nisbiye esası üzerine ictihâd ettiler. Münâkaşa-i ictihâdiye siyâsete girdiği için muhârebeyi intâc etmiştir. Madem sırf lillâh için ve İslâmiyet’in menâfii için ictihâd edilmiş. Ve ictihâddan muhârebe tevellüd etmiş. Elbette hem kātil, hem maktûl, ikisi de ehl-i cennettir. İkisi de ehl-i sevâbdır, diyebiliriz. Her ne kadar Hazret-i Alî’nin (ra) ictihâdı musîb; ve mukābilindekilerin hata ise de, yine azaba müstehak değiller. Çünki ictihâd eden hakkı bulsa, iki sevab var. Bulmazsa, bir nevi‘ ibâdet olan ictihâd sevabı olarak bir sevab alır. Hatasından ma‘zurdur. Bizde gayet meşhur ve sözü huccet bir zât-ı muhakkik Kürdce demiş ki: ژِشَرِّ صَحَابَانْ مَكَه قَالُ و ق۪يلْ لَوْرَا جَنَّت۪ينَ قَاتِلُ هَمْ قَت۪يلْ Yani Sahâbelerin muhârebesinde kîl u kāl etme. Çünki hem kātil ve hem maktûl, ikisi de ehl-i cennettirler. Adâlet-i mahza ile adâlet-i izâfiyenin îzâhı şudur ki: اَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ ... فَكَاَنَّمَاقَتَلَ النَّاسَ جَم۪يعًا ilâ âhirihî âyetin ma‘nâ-yı işârîsiyle, bir ma‘sûmun hakkı, bütün halk için dahi ibtâl edilmez. Bir ferd dahi umumun selâmeti için fedâ edilmez. Cenâb-ı Hakk’ın nazar-ı merhametinde hak haktır. Küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Küçük, büyük için ibtâl edilmez. Bir cemâatin selâmeti için, bir ferdin rızâsı bulunmadan, hayatı ve hakkı fedâ edilmez. Hamiyet nâmına rızâsı ile olsa, o başka mes’eledir. Adâlet-i izâfiye ise, küllün selâmeti için cüz’ü fedâ eder. Cemâat için ferdin hakkını nazara almaz. ‘Ehvenüşşer’ diye bir nevi‘ adâlet-i izâfiyeyi yapmaya çalışır. Fakat adâlet-i mahza kābil-i tatbîk ise, adâlet-i izâfiyeye gidilmez. Gidilse zulümdür. İşte İmâm-ı Alî radıyallâhü anh, adâlet-i mahzayı Şeyhayn zamanındaki gibi kābil-i tatbîktir deyip, hilâfet-i İslâmiyeyi o esas üzerine bina ediyordu. Mukābilleri ve muârızları ise, kābil-i tatbîk değil, çok müşkilâtı var diye, adâlet-i izâfiye üzerine ictihâd etmişler. Tarihin gösterdiği sâir esbâb ise, hakîkî sebeb değiller, bahanelerdir.