У нас вы можете посмотреть бесплатно Kitap Değerlendirme: Dacid Schmidtz Adaletin Unsurları или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Dacid Schmidtz Adaletin Unsurları David Schmidtz, Elements of Justice adlı eserinde adaletin tek bir ilkeye indirgenemeyeceğini savunur. Ona göre adalet, “insanlara hak ettiklerini vermek” anlamına gelir; ancak insanların neye “hak ettiği” bağlama göre değişir. Bu nedenle Schmidtz, adaleti birleşik ama çoğulcu bir yapı olarak ele alır ve dört temel unsur etrafında analiz eder: hak ediş (desert), karşılıklılık (reciprocity), eşitlik (equality) ve ihtiyaç (need). Yazar, adalet teorilerinin çoğunun tek bir ilkeyi merkez alarak aşırı basitleştirme yaptığını ileri sürer. Oysa gerçek hayatta farklı durumlar farklı ilkeleri gerektirir. Örneğin çocuklara yaklaşımda ihtiyaç ilkesi baskınken, iş ilişkilerinde hak ediş ve karşılıklılık daha belirleyicidir; vatandaşlar söz konusu olduğunda ise eşit muamele temel rol oynar. Bu nedenle Schmidtz, bağlama duyarlı (“contextual”) bir adalet anlayışı geliştirir. Kitabın önemli katkılarından biri, teorileri “harita” metaforuyla açıklamasıdır. Schmidtz’e göre adalet teorileri, gerçekliği birebir yansıtan sistemler değil, karmaşık ahlaki dünyayı anlamamıza yardımcı olan araçlardır. Tıpkı coğrafi haritalar gibi, teoriler de soyutlama yapar, bazı ayrıntıları dışarıda bırakır ve her biri farklı amaçlara hizmet eder. Bu yüzden hiçbir teori kusursuz değildir ve karşı-örnekler kaçınılmazdır. Schmidtz, özellikle Rawls ve Nozick gibi büyük teorisyenlerle diyaloğa girerek eşitlikçi ve özgürlükçü yaklaşımların sınırlarını gösterir. Rawls’un doğal yeteneklerin ahlaki açıdan “keyfi” olduğu iddiasına karşı, Schmidtz hak ediş kavramını tamamen reddetmenin pratikte sorunlu olduğunu savunur. İnsanların emeklerinin, risklerinin ve katkılarının göz ardı edilmesi hem motivasyonu zayıflatır hem de toplumsal işbirliğini baltalar. Karşılıklılık ilkesi bağlamında, bireylerin yalnızca kim oldukları nedeniyle değil, geçmişte birbirlerine nasıl davrandıkları nedeniyle de yükümlülükler doğabileceğini vurgular. Ancak bu ilkenin de sınırları vardır: Birine istemediği bir iyilik yaparak onu borçlu hale getirmek adil değildir. İhtiyaç ilkesine gelince, Schmidtz bunun özellikle çocuklar ve savunmasız bireyler için merkezi olduğunu kabul eder; fakat dağıtımın tamamen ihtiyaç temelinde yapılmasının, uzun vadede daha fazla ihtiyaç üretme riskini barındırdığına dikkat çeker. Bu nedenle ihtiyaç, diğer ilkelerle dengelenmelidir. Kitabın genel amacı, adaletin tek bir “büyük teori” ile açıklanamayacağını göstermek ve daha mütevazı, çoğulcu bir yaklaşım önermektir. Schmidtz, adaletin farklı bağlamlarda farklı işlevler gördüğünü savunur ve bu unsurların birlikte ele alınması gerektiğini ileri sürer. Sonuç olarak adalet, sabit bir formül değil, insanların birlikte yaşayabilmesini mümkün kılan dinamik bir çerçevedir.