У нас вы можете посмотреть бесплатно Hasan Doğruyol I İstanbul Ağlamasın или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
ACI BİR RABITA 1982 yılı Ramazan Bayramı hayatımın en garîb ve çaresiz günlerinden biriydi. İlk defa bir bayram namazı kılamıyordum. Çok hüzünlenmiştim, kızmıştım. Kızgınlığımı gençlik heyecanımla etrafımdaki yabancı meslektaşlarımla paylaşmış, İstanbul ve Madrid’in el değiştirme tarihlerindeki yakınlığa dikkat çekerek İstanbul’daki kiliseler yerinde dururken Madrid’deki camilere ne oldu diye sitem etmiştim. Aslında cevap sorunun içindeydi ve biz hep bu cevapla avunup durduk: “Biz sizin yaptığınızı yapmadık ki!” Endülüs on üç asırdır İslam toprağı ve Madrid… Ve Madrid’de El Kasr (Al Cazaar); dillere destandı. Şimdi yerinde soğuk bir gotik katedral oturtulmuş; o kadar alın teri, göz nuru, gökyüzü mavileri, gül kırmızıları toprağa çakılarak… Çiçek çiçek gönüllere, gülgûn goncalara hiç aldırılmadan yakıldı, yıkıldı ve üzerine Hz. İsa adına, O’nu dostu nezdinde mahcup duruma düşürecek bir günah âbidesidir dikildi. Gırnata Devleti İslâm’ın fersiz tırnaklarıyla tutunduğu son Endülüs toprağı, Kurtuba Camii (şimdi katedral), El Hamra, Sevilla Camiinden arta kalmış meşhur minare gibi eserler ise bu topraklarda doğranıp kalmış İslâm parmakları. Avlusu artık mandalina bahçesi, şadırvanı sökülüp atılmış, revakları garip, minberine koğuş kilidi vurulmuş koca Kurtuba… Gelincik tarlasını andıran mahzun kemerinin altında “iki rek’atçık” kılabilmek bile mümkün değil! Ve El Hamra Sarayı, kızıl saray… Hakkında kitaplar yazılmış, daha da yazılacak. Fakat bir odası var ki ibretler serlevhası. Bütün duvarları baştan başa harika bir hatla işlenmiş mermerlerle kaplı bu oda, sanki insanın yakasına yapışıyor ve insana “Kitabını oku!” diyor; “Lâ Gâlibe İllallah…” Tek söz. Bu sarayı inşa edenin burada yaşayacak sultanlara sanki vasiyet olarak kazıdığı yüce bir kelime. Meğer Devlet-i Ebed Müddet ancak Cenâb-ı Hakk’a mahsusmuş vesselâm. Salih bin Şerif, bir medeniyetin son yaprağı olan mersiyesinin bir yerinde “Şimdi o canım Endülüs şehirlerinde İslâm’ın ne namı kaldı ne nişanı. Sanki hiç olmamıştı… Sanki baştan beri yoktu” der yedi yüz yıllık bir saltanatın ardından. Bilmiyorum, Endülüs’e gelip de baştan aşağı rikkat kesilmeyecek olan var mı? Bu Endülüs ziyaretimde defterime şu notu düşmüştüm: “Ağlamak isteyenler Endülüs’e gelsin, ağlayamayanlar da…”. Ve artık hep Trakya Gırnata olmasın diye dua eder oldum. Selimiye Kurtuba olmasın diye. Her Fetih kutlamasında insanlar şatafatlı stadyum törenleriyle birilerine gözdağı verirlerken, “Eski medeniyetler” ve “İbret almaz mısınız” ikazının omuzlarına yüklediği yükün ezilmişliğiyle, içimi kemiren o yaman soruyu kendi kendime sordum ve Rabbim’e yalvardım: “Selimiye yanmasın, İstanbul ağlamasın”. Söz Ola dergisi, söze meydan verince aslında her mısrası yaşanmış olan duygular kâğıda dökülüverdi, dostların bazıları duyulsun istedi ve biz de bu isteklere uyduk. Şiirde, “İliklerinde duydu ecdadının yâsını” diye dillendirilen Hz. Adem’in Cennet’ten çıkarıldıktan hemen sonra dünyadayken duyduğu elemin ifadesidir. “Bir fânuslar büyüsü etrafını kapladı” mısrasıysa Kurtuba Camii’nin iç mekânının tasviridir. Medine gülleri, surları dibinde yatan sahabeler, Cennet rayihası ise Eyyup El Ensari’ye telmihtir. Kurân’ın önünde mum gibi kıyam duran Osman Gazi ve onun rüyasıyla El Hamra Sarayı’nın taş kesmiş duvarlar(ın)dan heybetle yankılanan sultanın “Lâ Gâlibe İllallah” zikri, aynı hassasiyetin şiirdeki yansımasıdır. Son bölümde Gül-Bülbül mazmunu esprisi içinde; El Hamra yangınlar yanan gönüllerin tövbesi; bu tövbenin yangın şavkının İstanbul semalarındaki yansıması, İstanbul güllerinin bu yansımadan renk alması ve bu renge sevdalı gönüller tersim edilmiş; şiir, İstiğfar, Salavat-ı Şerife ve Tevhid’i telmih eden tövbe, sevgili ve dua motifleriyle bitirilmiştir. Dr. Hasan Doğruyol