У нас вы можете посмотреть бесплатно (377) Kırık Manalı Şuarâ Sûresi 40-60 | Sabahın sizirbazları akşamın şehitleri oldular! или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
Kırık Meal Dersi Sayfa: 368 | Ders: 377 | Şuarâ Sûresi 40-60 |19.cüz İsmail Yaşar ile Kur'ân-ı Anlıyorum, Kelime Manalı Meal ve Tefsir Dersleri Kur'ân-ı Mecîd Meali: ﴾40﴿ Umulur ki biz o büyücüler(in dînin)e tamâmen uyarız. Eğer ancak onlar gâlip gelen kimseler olurlarsa (zâten böyle yapmamız gerekir).” ﴾41﴿ Sonra (dellâlların topladığı) o büyücüler Firavun’a geldikleri zaman: “Gerçekten de bizim için elbette çok büyük bir ücret var mıdır? Eğer gâlip gelenler ancak biz olursak (artık büyük bir karşılığı hak etmiş oluruz)” dediler. ﴾42﴿ O (Firavun da): “Evet! O takdirde muhakkak ki siz (sâdece ücret almakla kalmayacak üstelik) elbette çok yakın tutulan kimselerden (ve huzûruma en önce girip en son çıkanlar gibi kabûl görece)siniz” dedi. ﴾43﴿ (On binlerce büyücüyü karşısında gören) Mûsâ onlara (meydan okurcasına): “Siz (büyü olarak ortaya) atıcı olduğunuz şeyleri atın (da görelim)” dedi. ﴾44﴿ Bunun üzerine onlar (civalı boyalı) iplerini (halatlarını) ve sopalarını (vâdîye) attılar da: “Firavun’un izzet (ve şeref)ine yemîn olsun ki şüphesiz biz, elbette ancak biz gâlip gelecek kimseleriz” dediler. ﴾45﴿ Mûsâ hemen asâsını (ortaya) attı da birdenbire o (elindeki değnek), uydurmakta oldukları (aslı astarı olmayan) şeyleri (yakalayıp) yutuveriyor(du). ﴾46﴿ (Bu durum karşısında) o büyücüler (kendilerine mâlik olamayıp, başkası tarafından itilmişçesine) derhal secde eden kimseler olarak (yere) atıldı(lar). ﴾47﴿ (Bir de evvelce kâfir olan büyücüler o anda) dediler ki: “Biz bütün âlemlerin Rabbine îmân ettik. ﴾48﴿ Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbine (îmân ettik).” ﴾49﴿ O (Firavun ise): “(Demek) ben size izin vermeden önce siz ona îmân ettiniz. Hiç şüphesiz ki o (Mûsâ), elbette size bu büyüyü öğretmiş olan büyüğünüzdür. Ama (bu yaptığınızın acı sonucunu) çok yakında elbette bileceksiniz. Andolsun ki; ellerinizi ve ayaklarınızı (sağ el, sol ayak şeklinde) değişik bir tarafdan elbette tamâmen keseceğim ve yemîn olsun ki; muhakkak sizi hep birlikte olanlar hâlinde fecî şekilde asacağım” dedi. ﴾50﴿ (Secdeye kapandıklarında cennetteki makamlarını gören o büyücüler) dediler ki: “(Sen bu dediklerini yapacak olursan ne mutlu bize! Bunda bizim için) hiçbir zarar yok. (Zîrâ o takdirde) şüphesiz ki biz ancak Rabbimiz(in cennet ve rahmetin)e dönücü kimseleriz! ﴾51﴿ Muhakkak ki biz (bu topluluk içerisinde) îmân edenlerin ilki olduk diye, Rabbimizin bizim için (kâfirlik ve büyücülük gibi) hatâlarımızı bağışlamasını ummaktayız.” ﴾52﴿ (Senelerce mûcizelerle hakka dâvet edilmelerine rağmen Firavun ve hânedânının azgınlıkları artarak ilerleyince) Biz de Mûsâ’ya: “(Sana îmân eden) kullarımı geceleyin yürüt(üp Mısır’dan çıkar)! Şüphesiz ki siz (Firavun ve orduları tarafından) iyice tâkip edilecek kimselersiniz” diye vahyettik. ﴾53﴿ (Mûsâ (Aleyhisselâm)ın, yüz binlerce ümmetiyle birlikte Mısır’ı terk ettiğini haber alan) Firavun da hemen şehirler içerisinde(ki her yere takviye kuvvet) toplayıcı kişileri gönderdi. ﴾54﴿ (Firavun büyük bir öfkeyle şöyle diyordu:) “Şüphesiz ki işte bunlar; elbette kendileri(nin sayıları) çok az olan olan bir takım sefil (düşük ve bayağı) kimselerdir. ﴾55﴿ Gerçekten de onlar (izin almadan kaçarak, bir de yanlarında bulunan değerli eşyâmızı çalarak) elbette özellikle bizi kızdıran kimselerdir. ﴾56﴿ Ama şüphesiz ki biz elbette sakın(ma tedbirleri al)an (uyanık ve silahlı) bir toplumuz.” ﴾57﴿ Netîcede Biz onları (Nil kenarında bulunan) nice kıymetli bahçelerden ve çok değerli gözelerden (kendi istekleriyle ayırıp) çıkardık. ﴾58﴿ Nice (altın ve gümüş) hazîneler(in)den ve çok kıymetli makamlardan da! ﴾59﴿ (Habîbim!) İşte sana! (Durum) böylecedir! Ayrıca Biz (Firavun ve ordusunu boğduktan sonra) onlar(ın malların)a (güzel yurtlarına ve tüm hazînelerine) İsrâîloğullarını mîrasçı kıldık. ﴾60﴿ Derken (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vaktine girmişlerken onlara yetiştiler. http://kuranimecid.com 📺 Kanalımıza ABONE OLMAK için: / kuranıanlıyorum 📺 VAAZ ve FETVA Kanalımıza Abone Olmak için: / İsmailyaŞar