У нас вы можете посмотреть бесплатно “İki mafyanın ortak arzuladığı kadınsındır// Jungkook ve Taehyung ile hayal et// Seri 1/3” • Amara или скачать в максимальном доступном качестве, видео которое было загружено на ютуб. Для загрузки выберите вариант из формы ниже:
Если кнопки скачивания не
загрузились
НАЖМИТЕ ЗДЕСЬ или обновите страницу
Если возникают проблемы со скачиванием видео, пожалуйста напишите в поддержку по адресу внизу
страницы.
Спасибо за использование сервиса ClipSaver.ru
📌Oppacı değilim. 📌Smut değildir. 📌Hikaye bana aittir. 📌Yazım yanlışları için kusura bakmayın. 📌Beğendiyseniz, abone olmayı ve yorum yapmayı unutmayın. 📌Pinterest: Nepentheme ————————————————————————————— Tae (32) Jeon (30) Chica Rosso (27) PART 2 için 830 ABONE❗️ Hikaye^^ Chica’dan~ İtalya, Sicilya Kış mevsiminin akşam saatleri, herkesin ruhuna işlemeye başladığından; ruhları örter gibi kürklerini üzerine geçiren insanlara bakarken, henüz arabadan yeni inmiştik ve sanki korunmasızım gibi babamın yanından ayrılmıyordum. 4 sene sonra; babam ilk defa kendi ülkesinde, bu kadar göze girmiş ve bir şirketin Ceo’su olabilmişti. Gecenin odağı babamdı, fakat sır gibi saklayan kızını da herkes merak ettiğinden, sıradan bir elbiseyle gelmeme izin vermemiş, beni kendisinden daha fazla süslemişti. “Chica,” dedi kulağıma eğilerek. “Seninle çok ilgilenemeyeceğim,” dediğinde, tüm flaşların üzerimizde gezinip, patlamasından rahatsız olsam da, babam için buna katlanmak zorundaydım. “Buradan sonra kutlamay gideceğim, sen birkaç saat göründükten sonra eve gidebilirsin.” “Tamam.” Davetteki sandalyelerden birisine oturduğumda, çift gözün göz hapsinde olduğumu hissetsem de, bunlara maruz kalmayı öğrenmem gerektiğini biliyordum. Baam alkışlarla sahneden indikten sonra, onu tebrik eden insanlarla başı o kadar sıkışmıştı ki, yanına gidip gideceğimi bile söyleyemedim. Davetten dışarıya adımımı attığımda, tanıdık bir tarçın kokusu burnuma ilişse de, dengemin beni koruyacağını varsayarak ilerlemeye devam ettim. Kelimeler boğazıma bir sebepten ötürü dikilse de, ne olduğunun farkında değildim. “Güzelleşmişsin,” ağır adımlar kulağımı doldurmadan önce, bu ne yaptığını bilmediğim ses bana yaklaşınca olduğum yerde kaldım. Bu tanıdık ses, parmaklarıyla sanki yeniden beni sarmaşıklara doğru yapıştırmış gibiydi. “Chica.” Arkama bakmadan önce, çevrede birilerinin olup olmadığını kontrol etmeye başladım. Arkamdaki adeta devasa varlık gibi hissettiğim mafya, yüzüme çarpan rüzgardan bile daha çok üşüttüğünün farkındaydı ve bu onun hoşuna gidiyordu. “Burada ne işin var?” dediğimde, tarçın kokusu burnuma iyice sabitlenmişti. Sesim meydan okuyan bir tonda çıkmıştı. Ona bu durumun beni ne kadar korktuğunu ve hatta sinirlendirdiğini göstermek istemiyordum fakat bu tarçın kokusu, geçmişin izleri gibi burnuma yerleşmişti. Jeon, yüzünde hafif bir gülümseme ile yaklaştı ve başını yana eğdi. “Neden olsun? Seni merak ettim; bakayım dedim. Bizi geçtim, ben olmadan hayatına nasıl odaklandığını merak ettim, eski bir dostuma selam vermek için geldim,” dedi alaycı bir tonda. Gözlerindeki sıcaklığın içinde dağılan sevgi izleri, hala tazeydi fakat ben bu duruma aldanmak için artık çok büyümüştüm. “Eski dostlar mı?” Diye tekrarladım, sesim sert çıkmıştı. “Dört yıl önce beni her şeyden kopardığınız yetmedi mi? Sizin yüzünüzden, babam her şeyini sırf benim yüzümden ve sizin bu saçma sapan takıntınız yüzünden reddetmek zorunda kaldı.” Bana yalnızca alaycı bir bakış attıktan sonra, hemen köşede duran banka doğru oturdu. “Eve yalnız mı gideceksin? Bu güzel hanfendiye eşlik edecek bir beyefendi yok mu?” Dedi Jeon, sesi rahat ama içinde gizlenmiş bir alay vardı. Etrafı göz gezdirirken, davetin kalabalığından uzaklaşmış olmamızdan açıkça keyif alıyordu. “Buna gerek yok,” dedim, bakışlarımı ona dikerek. “Kendi başıma gayet iyiyim.” “Emin misin?” Diye sordu, banktan kalkıp bir adım daha bana yaklaştı ve gözlerimin içine baktı. “Dört yıl sonra tekrar karşılaşmamız, senin yalnız kalman için fazlasıyla büyük bir tesadüf değil mi?” ”Değil.” Sözlerim, onu memnun etmemiş gibiydi fakat yine de tıpkı dört yıl önceki gibi, peşimde dolanıyor ve hala bakışlarındaki karanlık hayata rağmen, o hayattan çıkmak adına, kendini bana vermeye hazır hissediyordu. “Chica.” Kahverengi saçlarımı, parmaklarıyla omzuma doğru savurduğunda, eğilerek göz hizamızı dengeledi. “Bu kadar yıl sonra.. Hem de seni bulmuşken, seni yalnız bırakabileceğime gerçekten inanıyor musun?” Gözlerim, onu incelemeye devam ettiğinde; yüzünde o kendinden emin gülümseme hala sabit bir şekilde duruyordu ama bu gülümsemenin ardında bir şeyler vardı; kontrolcülük mü yoksa derinlere saklanmış bir özlem mi, emin olamıyordum. “Jeon, dört yıl önce de bana bu şekilde yaklaştığında sana güvenmem gerektiğini söylemiştin,” dedim. “Ama sonuç ne oldu, hatırlıyor musun? Bir sabah ikinizden de korktuğum için kaçmak zorunda kaldım. Sizin saplantınız yüzünden, babam hayallerine dört yıl daha uzaklaşmak zorunda kalmıştı.” Jeon’un gülümsemesi silindi. Gözlerinde bir anlık kendisine karşı duyduğu bir öfke belirdi, ardından yerine çok daha derin bir ifadeye bıraktı. “Sana yardım etmek istedim ama o zaman… yanlış bir yol çizdim, Chica. Sen gittikten sonra, bunun yanlış bir yol olduğunu fark ettim, gerçekten.”  “Sadece yanlış yolu seçmedin,” dedim, sesim titremeden. “Onun beni sevdiğini anladığın an, senin için değere bindim. O beni sevmeseydi, sen de sevmeyecektin.” DEVAMI YORUMLARDA//